Paranın Tarihi Ve Göktürk Sikkeleri

Paranın tarihi hakkında yazmak tehlikeli bir girişim olabilir aslında.İnsanlık tarihinde;pek çok ahlaki ve dinsel kınamaya yol açmış;gerek bireyler gerek devletler arası şiddetli çekişme ve rekabetin nedeni olmuştur.Farklı kültür ve toplumlarda paranın rolünü biraz incelemeyle başlayalım yazımıza.

Para esasen bir değişim aracı olarak tanımlansa da,somut anlamda bir sözcük her hangi bir işlevi yerine getiren bir nesne türü olarak da adlandırılabilir.Paranın tarihi,satın almanın ve satmanın ötesindeki şeylerle de ilgilidir.Paranın gerçek tarihi istatistiklerde,insan tutumu ve davranışlarında yatmaktadır..

Sikke ve diğer nesneler olmaksızın paranın tarihi anlatılmaz.Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarından başlayıp,Yunanların Ege uygarlıkları,Akdeniz,Roma İmparatorluğu’nun kıtasal dünyası ve ortaçağ Avrupa’sında ilerleyerek “Batı” geleneği içinde paranın gelişiminin izleri sürmektedir.

Paranın tarihinde,metallerin para niyetine kullanılması oldukça önemli aşamalardan birisine ilişkin ilk kayıtların izine,M.Ö üçüncü binyılda Mezopotamya ve Mısır’da rastlanır.Önce sikkelerin yaygınlaşmasıyla Avrupa,Ortadoğu ve Güney Asya’da,ardından Batı sömürgeciliği aracılığıyla ve sonra modern endüstriyel toplumların yükselişiyle dünyada devam etmiştştir.

Mezopotamya,Mısır ve Yunanistan

Mezopotamya ve Mısır’da metallerin para yerine kullanılmalarına ilişkin akılda tutulması gereken en önemli nokta,sikkeler değil,külçeler olduğu ve bir ödemede kullanılırken ağırlıklarının her seferinde bir teraziyle saptanmakta olduğudur.

Kuzey Mezopotamya’da,Eşnunna kanunlarına göre;bir insana zarar vermenin cezası 1 mina gümüştür(yaklaşık yarım kilo),ki o dönemler bu yüksek bir miktardır.Güney Mezopotamya’da tüccarlar,mallarının değerlerini,borç ve alacak hesaplarını parayı temsil eden,gümüş ve tahılla yaparlardı.Gümüş miktarı bir terazi ile tartılmaktaydı;bu miktar,diyelim kanun tarafından bir cezanın ödenmesi için belirlenmiş veya taraflarca üzerinde uzlaşmaya varılmış miktar olabiliyordu.

Doğru miktarı tartmayı kolaylaştırmak için,külçe biçimindeki büyük gümüş parçaların (ingot) ufak parçalara bölündüğü ya da ince tellere dönüştürüldüğünü düşündürmektedir.Gümüş teller belirli bir ağırlıkla halka biçimlerine de sokulabilmekteydiler.Demek ki gümüşün kendisi eski Mezopotamya’da parasal bir araç olarak yaygın biçiminde kullanılmaktaydı.

Mezopotamya’da olduğu gibi Mısır’da da parasal uygulamalara ilişkin bulgular,tozdan çok olduğu söylenen altın üzerinde olduğu söylenmektedir.

Aslında gümüş,soyluluk,servet ve iktidarla güçlü sembolik bağları nedeniyle oldukça değer verilen bir maddeydi ve hazinede istiflenmeyen önemli bir fazlalık,parasal dolaşımda kullanılabilir durumdaydı.

Sikke Ve Külçeler

Mezopotamya’da kullanılan ağırlıklar,şekel ve mina,Akdeniz dünyasına yayılmış ve M.Ö bininci yüzyıl başlarında Yunanlar tarafından benimsenmişti.Tüccarlar açısından mallarını Akdeniz’in tüm bölgelerinde satmak çok önemliydi.Bu malların çoğu takas yoluyla değiş-tokuş edilseler de altın ve gümüş de el değiştirmekteydi.Bu mallar kendi başlarına çok değerli mallardı ve bu yüzden öteki mallar karşısında kolayca değer biçilip değiştirilebiliyordu.Metallerin kısa zamanda çürüyüp bozulmamaları ya da yıllık dalgalanmalara maruz kalmaması (tahıl gibi) tüccarlar açısından işe yararlılıklarını arttırmış olmalı.Bu yüzden altın ve gümüş,küçük miktarlarda bile olsalar,ister ticari,isterse yasal ya da sosyal türden olsun ödemelerde daha değerliydi.

 

Altın ve gümüş kaynaklarının mülkiyetine sahip bölgeler zenginliğe ve çoğunlukla da siyasi güce erişme ayrıcalığına sahiptiler. Anadolu’daki Lydia krallığının durumu da buydu.Son kral Kroisos,kudreti ve servetiyle antik dünyada efsaneye dönüşmüştü.Büyük miktardaki servetinden ayrı olarak,Lydialıların servetlerini,bölgedeki,doğal altın ve gümüş alaşımı olan “Paktalos Çayı” ile madenlerden elde ettikleri söylenmekteydi.

M.Ö 600 dolaylarında,Karadeniz bölgesinde bronzdan yapılan ok biçimli nesneler sikkelerin bir tür öncüsü sayılsa da,Lydialıların bu metalden yaptıkları nesneler genellikle Batı geleneği tarzındaki ilk sikkeler olarak görülmektedirler(aynı şekilde Çin’de de bronzdan yapılma “sikke”ler görülmektedir)

Lydia paraları kabaca oval biçimindeydiler ve bu yüzden de küçük altın külçelerini andırıyordu.Günümüze kadar gelen bu parçalar büyük oranda hafif olanlardır.“Sikkelerin” bir yüzü bir ya da birkaç vuruşla damgalanmıştı;bir kısmının öteki yüzü boş bırakılmış ya da basit çizgilerle çizilmiş olsalar da,genellikle bir hayvan figürü (aslan,geyik ya da koç) bulunmaktadır.Bu durum para basma işinin belli bir otoritenin elinde olduğu fikriyle çelişmektedir.Bazı tasarımlar ise üstlerine hiçbir isim kazınmamış olmasına karşın Anadolu’daki bazı kentlerle (Miletos ve Phokaia)* ilişkilendirilmektedir.

Genellikle Anadolu’nun batısında bulunan bu sikkeler,bir aslan ve boğanın ön kısmını göstermektedir.Diğer gümüş sikkeler,Yunanistan’da ilk sikkelerin düzenli biçimde ortaya çıktığı sıralarda,Karia ve Anadolu’nun bölgelerinde basılmıştır.Atina ve Korinthos kendi sikkelerini basan ilk Yunan kent devletleriydiler.

*Didim

İlk olarak gümüş sikkeler daha geniş bir coğrafyada yaygındı;özellikle Makedonya başta olmak üzere Yunanistan’da pek çok yerde ve İtalya’da,Sicilya’da,Kıbrıs’ta,Ege adalarında*,Fransa ve Anadolu’da üretilmişti.İkinci olarak gümüş sikkeler çok daha büyük ölçekte üretilmişti ve Akdeniz* çevresindeki pek çok bölgede dolaşımda olduğu anlaşılıyor.

*Lapseki-Çanakkale

*Midilli-Ege denizinde bir ada

*Hellespontos-Çanakkale Boğazı

Aslında bu çok uzun bir tarih fakat kitap gibi yazma niyetinde değilim merak etmeyin.Daha bunun Roma İmparatorluğu kısmı da var,ardından peniler var..bu,bilinmesi gereken ve özet geçilmemesi gereken bir tarihtir.Ben sadece başlangıç kısmını ve sikkelerin tarihine odaklı özetlemek istedim,çünkü sikkelerin tarihi aynı zamanda devletlerin tarihidir.İlerleyen günlerde devamını da yazmak isterim..

Göktürk Sikkeleri

Göktürklere ait ay yıldızlı paralar,Türk uygarlığında bir keşif olarak değerlendirilir.Sikkelerin bazılarında ortada kağan kabartması ve kenarlarında üç tane ay yıldız olduğu söyleniyor.8’nci yüzyılda Turgişlere ait paralar bulunmuştur.Göktürklere ait paralar ise 5’nci ve 6’ncı yüzyıllarına aittir.Türk sikkelerinin buluşu,tarihsel açıdan çok önemlidir.En önemlisi bu sikkelerin,toplumumuza dayatılan “Uygarsız Türkler,yağmacı Türkler” gibi Avrupa merkezli tarih anlayışını yerle bir etmesidir.

Göktürkler ve diğer Türk kavimleri,dünya uygarlığına büyük katkı sağlamıştır.Bağımsız,başı dik devletler kurma,ticaret yaşamı,güzel sanatlar gibi pek çok unsur Türklüğün unutulmuş medeni kabiliyetini göstermektedir.

Türk devletlerinin sembolü,”tuğ ve sikke”dir. Sikke ekonomik,tuğ da siyasi bağımsızlığın göstergesi olan bayrağı ve bağımsızlık marşını temsil etmektedir.Bu simgeler Türk devleti için uygarlık anlamındadır.

Ay-yıldızlı motifli sikkelerin,Türk tarihindeki en eski paralar olduğu bilinir.Sikkelerin ay yıldız simgesi,Türkler’in ay yıldızı İslamiyetten önce de kullanıldığı söylenmektedir,ne kadar doğru olduğu günümüzde hala tartışma konusudur.

2014 yılında 1500 yıllık Göktürk sikkelerinin bulunması da Türk tarihinde en önemli buluntulardan birisi olmuştur. Arkeologlar tarafından yapılan kazılarda bu sikkelerin altıncı ve yedinci yüzyılda basıldığı tahmin ediliyor.Elbetteki tarihin aydınlanması,ekonomik hayatta da önemlidir.Gerçekten fotoğraflara baktığımızda çok önemli kanıtlar olduğu görülmektedir.522 yılında kurulan Göktürk Devletinin,bulunan bu sikkeler sayesinde para bastığı da ortaya çıkmıştır. Ay ve yıldız sembolleri ise bayrağımızın geçmişini gözler önüne seriyor.Bir başka kanıt ise,sikkelerin bazılarında “Han ve Hatun” kabartmaları olduğu görünüyor.

Aslında okuduğum bir yazıda,“Han ve Hatun” damgasının,Türklerin bağnaz bir toplum olmadığının,kadına değer verdiğinin,barbar değil,uygar bir toplum olduğunu simgelediği ve Avrupa dayatmasının tamamen asılsız olduğunu kanıtlayacak en önemli buluntu olduğu yazıyordu.(Günümüzde kadına değer veriliyor mu tartışmaya açık bir konu elbette.)Ancak,tarihi bilmek,çocuklara ve gençlere öğretmek,bilgilendirmek Türk toplumunun en önemli görevi olmalıdır.

Atatürk’ün dediği gibi;Büyük devletler kuran atalarımız, büyük ve kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türkiye’ye ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

 

Bu yazımızı da okumadan geçmeyin..Kaçırılan Milli Servetlerimiz.

Paranın Tarihi Ve Göktürk Sikkeleri
Oy Verin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir