Git Derdini Markopaşa’ya Anlat!

1

Ey,ahali!Seni dinleyen kimse yoksa..

Git Derdini Marko Paşa’ya Anlat!

1948’den bu yana,Türk basınında sansürün kalkışı kutlanıyor(!)Birazdan anlatacaklarımız ise,2.Dünya savaşı sonrasında Sabahattin Ali,Rıfat Ilgaz,Mim Uykusuz,Aziz Nesin ve arkadaşlarının çıkardıkları “Markopaşa” adlı mizahi dergisinin başına gelenlerin öyküsüdür.

Bir mevsim baharına geldik ki alemin,bülbül dertli havuz dertli,gülüstan dertli.Kimden derdimize derman dilesek,o bizden daha dertli çıkıyor.Detler de öyle başımızdan aşkın ki “Marko Paşa’dan gayrı dinleyecek kimsemiz kalmadı.”

25 Kasım 1946’da İstanbul’da yayımlanmaya başlayan Markopaşa’nın ilk sayısında okuyucuya verilen mesaj buydu.Gülerken düşünmek..Markopaşa’yı kimse dağıtmak istemez.Aziz Nesin dergi tomarlarını koltuğunun altına alarak gazete bayilerine elden dağıttığı 6.000 dergi,iki günde tükenir.İkinci sayısı 10.000,üçüncü sayısı 20.000  adet satılır.Altıncı sayıya geldiğinde ise Markopaşa’nın satış rakamı artık 60.000’dir.

Markopaşa,Malumpaşa,Merhumpaşa..

 Tek partili iktidarın başını epeyce ağrıtan Markopaşa; Sabahattin Ali,Rıfat Ilgaz,Aziz Nesin,Mustafa(Mim)Uykusuz’un büyük emekleriyle yalnızca dört yıl yaşayabildi ve günümüzde bile dudak uçuklatacak 60.000’lik tirajına rağmen,1950 yılında yayın hayatına son vermek zorunda bırakıldı.

Başta Türk-Amerikan ilişkileri olmak üzere;karaborsa,pahalılık,işsizlik gibi toplumun yakındığı konulara ağırlık veren dergiyi,kendisi de iktidarın baş ağrısı olan Nazım Hikmet’in 1952’de yazdığı bir yazı ile tanıyalım;

   “2.Dünya Harbi biter bitmez,Sabahattin Ali,Markopaşa gazetesini çıkarmaya başladı.Bu,Türkiye’de o zamana dek olmayan bir politik mizah gazetesiydi.Markopaşa,emperyalizmin aleyhinde yazıyordu;Türkiye gericiliği ve burjuva partileriyle alay ediyordu.Markopaşa’nın demokrasi,ulusal bağımsızlık ve barış uğrunda emperyalizme karşı yürüttüğü savaş çok önemlidir.”

Savaştan yeni çıkmış,Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak talepleri can sıkıyor.Türkiye ise,sokaktaki adama hesap vermek gibi bir alışkanlığı olmayan bir yönetime sahip.İşte öyle bir ortamda yayın hayatına atılan Markopaşa’nın,izlediği mücadeleci çizgi ve sol eğilimi nedeniyle,iktidar koltuğunda oturan Cumhuriyet Halk Partisi’nin hışmına uğramaması olanaksızdı.

Korkusuz Markopaşacıların tek desteği,halkın büyük ilgisi oldu.Okurlar,düşünüpte söyleyemediklerini,halk için halk mizahı yapan Markopaşa’da buluyordu.Dergide Türk halk edebiyatı ürünlerinden bolca yararlanılıyor,taşlama ve gazeller sık sık kullanılıyordu.Tam anlamıyla hacı yatmazdı dergi…İktidar tokadı atıyor,Markopaşa yere yapışıyor,ama hemen ayağa kalkarak yayınını sürdürüyordu.

 

Sonuçta Markopaşa kapatıldı.Bu kez Merhumpaşa adıyla çıktı.Merhumpaşa’da kapatıldı.Deginin adı Malumpaşa olarak değişti.Kovalamaca,Yedi Sekiz Paşa,Hür Paşa,Ali Paşa gibi isimlerle devam etti.

İşin ilginç yanı,tokadı atanın aynı olmasına karşın,tokadı yiyenin müthiş bir seyirci desteğine sahip olmasıydı.Sessiz kitleler var gücüyle destek veriyordu ve tiraj her seferinde katlanıyordu.Sık sık adını değiştiren,taklitleri bile çıkarılan Markopaşa’da yazmanın ne demek olduğunu,dergideki “Şakalar” köşesinden okuyalım;

“Sefere mi çıkıyorum böyle?” “Hayır!”

“Savaşa mı gidişim?” “Hayır!”

“Azrail mi bekliyor başucumda?” “Hayır!”

“İntihara mı karar verdim yoksa?” “Hayır!”

“Ya ne?”

“Markopaşa nam bir gazete çıkarmış.Bir fıkracık istediler abdi acizden.Evvel Allah,sonra Matbuat Kanunu’na sığındım.Ne olur,ne olmaz,dostlar,komşular ve hanem halkı!Şişede durduğu gibi durmaz,cepte durduğu gibi durmaz kalem.Helal edin hakkınızı,fıkra yazmaya gidiyorum.”

Neden Markopaşa?

 Dönemin iktidarını karşılarına alacaklarını bile bile,büyük umutla işe başlayan grubun dergiye ‘Markopaşa’ adını vermesi boşuna değil,rastlantı hiç değil. Markopaşa (Marko Arostolidis),1824-1888 yılları arasında İstanbul’da yaşamış Rum asıllı bir Osmanlı hekimi.Bugünkü Kızılay Derneği’nin kurulmasına katkıda bulunmuş Dr.Arostolidis’in en önemli özelliği,çözemeyeceği sorunları bile sabırla dinlemesiydi.Yakınmayı dinleyecek kimsenin olmaması halinde söylenen “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” deyimi onun bu yaklaşımından dolayı esinlenerek doğmuş.Aziz Nesin,bu mizahi dergisine verilecek ismin karar aşamasını şöyle anlatıyor:

“Gazeteye,halk kitlesi tarafından benimsenmiş ve tutulmuş bir ad vermek gerekiyordu.Gerçek gazetesinde yazdığım köşe yazılarından birinin başlığı “Markopaşa’ya Şikayet” idi.İşte bu köşe yazısından yola çıkarak dergiye Markopaşa adının verilmesini önerdim.”

Baskılara Direnenler

Savaşın yeni bittiği 1946 yıllarında,Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz -iki aykırı adam- bir mizah dergisi çıkarmaya karar verdiler fakat paraları yoktu. Sermayeyi,bir başka aykırı adam,Sabahattin Ali koydu.Ancak aksiliklerin sonu gelmedi.Tüberküloz olan Rıfat Ilgaz,hem tedavi olmak hem de atıldığı öğretmenliğe geri dönmek istediğinden kadroda yer almadı.Dergide,karikatürist Mustafa Uykusuz “Mim Uykusuz” imzasıyla çizmeye başladı.Tüm ekip,derginin basılmasından dağıtımına,hatta zaman zaman müvezzilik bile yaptı.Eskiden sokak sokak gazete satanlara “müvezzi” denilirdi.

Devrin iktidarı,hiçbir yasaklama maddesi ve herhangi bir mahkeme kararı olmamasına karşın,el altından Markopaşa’nın dağıtımını engelledi.

En çok satan dergiyi kimsenin satamaması!

Tüm çabalara karşın aksiliklerin,zorlukların arkası kesilmiyordu.En büyük sorun dergiyi basacak matbaa bulmaktı. “Döveceğiz,yıkacağız,baskın yapacağız” tehditleri alıp başını gidince,yürekli bir matbaa bulmak işi hep son dakikaya kalıyor,kimse o sayının piyasaya çıkacağından emin olamıyordu.

Ne kadar baskı olursa olsun,kar etmedi.Dergiye ilk dava açma onurunun Falih Rıfkı Atay’a ait olduğunu söylüyor Aziz Nesin.İlk davada Sabahattin Ali 1.000 lira tazminat ödemeye mahkum oluyor.Davalar ardı ardına,tutuklamalar,yazıları değil basmak,dizecek insan bile bulamamak yıldırmıyor insanları.

Karaborsaya düşen dergi!

“Muharrirleri nezaret altına alınmadığı ve hapse girmediği zamanlarda çıkar.Siyasi mizah gazetesi.Sayısı 5 kuruştur” sloganı ile çıkan Markopaşa,baskıları göğüsleyecek bir matbaa bulamayınca teksir ile çoğaltılarak üç gün içinde 20.000 adet sattı. Karaborsaya düşen 5 kuruşluk dergi 16’ncı sayıda 1 liraya alıcı buldu,bu o tarihlerde çok büyük paraydı.Yazarların tümü kalemini çok iyi kullanan kişiler olduğundan ve yazıların çoğu da imzasız yayımlandığından,Markopaşa mizah tadından bir şey kaybetmeden okuyucuya ulaşıyordu.

19. sayıda Ulaştırma Bakanlığı’nın hayali bir ilanı yer aldı:

 “Gemi inşa edilecek:Ulaştırma Bakanlığımızdan bildirildiğine göre,memlekete ıspanak ekimine hız verilecektir.Ispanaklar toplandıktan sonra sıkılacak ve terkibindeki çelikler,mıknatısla çekilerek büyük miktarda çelik istihsalatı başlayacaktır. Bu çeliklerle gemi vapur inşaatı kısa zamanda başlayacaktır.Bunun dışında fasulyeden kükürt,patatesten potasyum,domatesten domatium,hıyardan hıyarium maddeleri istihsal edilecektir.”

22. sayı ve kapanış

Devrin iktidarının Markopaşa’ya tahammül etmesi olanaksızdı. 19 Mayıs 1947 tarihli 22. sayı ile bir dönem sona erdi. Yazarlar ve çizer Mim Uykusuz içeri alınmışlardı. Merhumpaşa ile başlayan “Markopaşa Fetret Devri”,yaklaşık 3 yıl sonra 23 Nisan 1950’de  ilk ve son sayısı yayımlanan “Medet” dergisi ile sonlandı. Aziz Nesin son sayıda dört yıllık macerayı şöyle özetlemiş:

“İlk sayısını sunduğumuz Medet gazetesi,Markopaşa,Merhumpaşa,Malumpaşa,Alibaba,Bizimpaşa,Yedi Sekiz Paşa,Öküz Mehmet Paşa gazetelerinin devamıdır.60 sayı çıkabilen bu gazeteler 8 isim,9 matbaa,7 neşriyat müdürü değiştirmek zorunda kalmıştı.Bu gazeteler aleyhine açılan 16 davadan,yazarların mahkum edildikleri müddetin yekunu,8 sene 2.5 ayı buldu.”

Son Söz

Rıfat Ilgaz:”Aslında Markopaşa,devrini tamalamış,tarihsel eylemini yapmıştı.Bugün bile o Markopaşayı çıkarsak müşterisini bulamaz.O belli bir tarihsel dönemin,çağın ürünüydü.CHP’ye karşı ilk gerçek muhalefet örneklerini vermişti. Halkın umudunu,isteklerini dile getirmiş,kısaca üzerine düşen görevi yapmıştı.” diyor.

Rıfat Ilgaz 40 yıl sonra basın şeref kartını aldı,Aziz Nesin ise tüm varını yoğunu yoksul çocukları yetiştirmek için harcadı,Sabahattin Ali ise bu uğurda yaşamını yitirdi.Değişen tek şey iktidar sanırım,sansürler hala devam etmekte,hapisler,davalar,sürgünler..Değişen pek bir şey olmamış bence.Yine de kesin olan bir şey varsa Rıfat Ilgaz’ların,Aziz Nesin’lerin,Sabahattin Ali’lerin mücadelesinin boşa verilmediğini bilen insanların olması,sayıları az da olsa var…

 

 

   “Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

Git Derdini Markopaşa’ya Anlat!
5 (100%) 3 votes
1

6 yorum “Git Derdini Markopaşa’ya Anlat!

  1. Genel kültürümüzü tarihsel hikayelerle zenginleştiriyorsun suecim.Hayat mücadelelerine odaklanman da ayrı bir güzelliğin.Emeğine sağlık keyifle okudum.Sevgiler..

  2. peki anlamadığım nokta adam dava açmış haklı bulunmuş tazminat almış demekki yanlış bir şeylerde yazılabiliyor kanunlara aykırı
    sonuç olarak hakkımızda gazetelerde filan yanlış bir şey çıkarsa dava açmalımıyız açmamalımıyız

  3. Bilmem,hakkını aramak istersen açabilirsin tabii ki.Fakat o ülkede adalet sistemi nasıl ona bir bakmak lazim 🙂 Cumhuriyet yazarlarına günümüzde dava açılıyor devlet tarafından,kimisi hapis bile yatıyor misal.Medya özgürlüğü olduğuna inanıyor musun?Belki o tarihlerde de bu şekildeydi,iktidar istemediği düşünceleri yazmalarını istemiyordu ve kendini bir şekilde haklı çıkarıyordu,kim bilir.. Ben öyle düşünüyorum,belki dava açan yandaştı. 🙂

  4. Arkadaşlar arasında hep söyleriz git derdini marko paşaya anlat diye anlamını yeni öğrendim sayende Sue gazete okur gibi keyifle okudum daha iyisi akıcı yazmışsın başka yerde görsem okumazdım böyle yazılar.Eline sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir