Rüyalar,Uyku ve Bağlılık-Troya’lı Hakabe’nin Gerçekleşen Rüyası

1

Uyku,Bağlılık ve Rüya

 

Neden uyuduğumuz ve neden uykuya ihtiyaç duyduğumuz sorusu uzun yıllardır sorulmuştur. Beslenmek ve enerji almak için yemek yeriz,oksijen almak için soluruz,peki neden yaşamımızın üçte birini uyuyarak geçiririz?

1953 yılında uykunun evreleri tespit edildiğinde,uyku araştırmalarında yeni bir dönem başladı. Hemen hemen tüm memelilerin REM  (hızlı göz hareketleri) uykusuna girdikleri ve bunun arada hızlı göz hareketlerinin eşlik etmediği uyku ile (Non-REM) dönüşümlü olduğu anlaşıldı.

Son 20 yılda yapılan araştırmalarla,uyku esnasında beynimizde ne olduğu en ince ayrıntısına kadar anlaşılmaya başlandı.

Uyku Denen Bilmece

“Uyku” dar anlamda,tıbbın içerisine bir alan değil elbette.Sanattan,iktisada kadar pek çok kültür alanının da doğrudan ilham ve çalışma kaynağıdır. Bunu gündelik hayatımıza bıraktığı izlerden de rahatça takip edebiliriz. Resimden,müziğe,edebiyattan endüstriyel ürünlere kadar “uyku”nun damgasını vurmadığı alan yok denecek gibi. Uyku aynı zamanda,bilinç konusuyla da sıkı sıkıya bağlantılı bir durum. Uykunun,beyin-bilinç ilişkisine etkileri de konunun ilgi çekici bir başka yönünü oluşturuyor.

Uykunun İşlevi

Hayvanlarda tam uyku yoksunluğu ölüme neden olabilmektedir.İnsanlarda da nadiren görülen “ailevi uykusuzluk hastalığı” da yıllar içerisinde ölüme neden olur.İnsanlarda yapılan çalışmalarda,7 saat kadar uyumanın yaşam süresini uzattığı gösterilmiştir.

Hayvanlarda uyku süresi farklıdır,genel bir kural olarak büyük bedenli hayvanlar daha az uykuya gereksinim duyarlar. Filler ve insanlar,fare ve kedilere göre daha az uyurlar. Küçük hayvanlarda,daha yüksek metabolizma hızı vardır ve beyin-beden ısıları daha yüksektir.

REM uykusu esnasında vücudun ısı düzenlemesi bozulur.Yoğun sinir hücresi çalışması ile beyin metabolizması hızlanır: memeliyi çevreyi izleme imkanı ve uyandığında yanıt vermesinin daha hızlı olmasını sağlar.

Kaçınan kişilikteki insanlarda,anneden ayrılmaya verilen tepki,erişkinlikte sevgiliden ayrılmaya verilen tepkiye benzer.

Bağlılık,Aşk ve Ayrılık

İnsanların birbirine olan bağlılıkları ile ilgili birçok psikolojik ve biyolojik değişken vardır. Bu hem yeni doğan hem de erişkin döneminde geçerlidir. Buna ek olarak,REM uykusunun insanlar arasındaki bağlılık davranışı üzerinde önemli etkisi olduğu anatomik,işlevsel ve davranışsal olarak gösterilmiştir.

Bağlılık,gelişen canlıya korunma sağlamasına neden olur ve bunu fark eden ” korunan” ın çevresel tehlikelere karşı kaygısı azalır. Çocukların anneden ayrılması esnasında ortaya çıkan ağlamaları,korunma duygusunun kaybıyla ortaya çıkan kaygıdan kaynaklanır.

Çocuklar koruyucularını bulmayıp güven oluşturmaz ise “kaçınan” kişilikli bireyler olurlar. Bu kaçınan kişilik özelliği,erişkinlik dönemine kadar uzanabilir.İnsanlara yakınlaşmaktan rahatsızlık duyarlar ve reddedici,soğuk bağlılığa eğilimi olmayan kişiler olarak tanımlanırlar.

Bu kişiler eşleri tarafından genelde,uyumsuz,bağımlı,güvenilmez olarak tanımlanır.Kaçınan kişiliklerin rüyalarını daha az hatırladığı gösterilmiştir. (bir not daha,solaklar da sağlaklara göre rüyalarını daha iyi hatırlar.)

Esneme-Rem-Ereksiyon

Esneme özellikle REM uykusu yoksunluğu ile ilişkilidir.Esneyen birisinin görülmesi durumunda,diğer kişide  de esnemeyi tetikler,bu sosyalizasyon davranış nedenlerinden biridir. Farelerin beyinlerine oksitosin enjekte edilmesi sırasında esneme ortaya çıkar ve değişmez olarak penis ereksiyonu (sertleşme) ile birliktelik gösterir.Benzer olarak da penis ereksiyonu memelilerde ve insan türünde erkeklerde uykunun REM döneminde ortaya çıkar.Bu ereksiyon,oksitosin üreten merkezlerin baskılanması ile engellenebilir. Oksitosin,uyku ile ilişkili bir salınım ritmi gösterir ve insanlarda en tepe salınımına sabah saat 04 sırasında ulaşır.

Rüyada Geleceği Önceden Görmek Mümkün Müdür?

 Genel kabulün aksine uyku durumu ve hele hele rüya görme esnasında bilincimiz tam olarak kendi içselliğimiz ve dış dünyadaki uyaranlara kapanmaz. Rüya gören kişi uyanık bilincin dünyasından uzaklaşmasına karşın tam bir kopukluk yoktur.

Kişi,uyanık zihni ile çözemediği problemi,rüyasındaki bilinci ile çözer ve uyanınca da bunu yaşamındaki soruna uygular.

Bir Hikaye

3200 yıl önce Çanakkale Boğazı yakınlarında “Troya” kentinin barışsever ve cesur insanları,Kral Priamus’un idaresi altında uzun yıllar barış içinde bir hayat sürerler. Birgün,Kral Priamus’un eşi Hakabe bir rüya görür. Rüyasında,karnından ateşler çıkmakta ve ateşin dumanı,bütün Troya surlarını sarmaktadır.Hakabe,bu rüyasını önce kocasına;daha sonra da bir kahine anlatır.Kahinin yaptığı yorum,hiç iç açıcı değildir.Ona göre,Hakabe hamileydi ve doğacak olan çocuk,ileride Troya’lıların başına büyük dertler açacak,kentin yok oluşuna neden olacaktı.

Bu kehanete inanan Kral Priamus,çocuk doğduktan sonra bir adamını bebeği öldürmek için görevlendirdi.Savunmasız yeni doğmuş bebeği öldürmeyen Troya’lı adam,onu o zaman ki adı “İda” olan bugünkü “Kaz dağı”na götürüp,bir ormana bırakır. Nasıl olsa,yabani hayvanlar onu öldürür diye aklından geçirir.Bebeği dağa bırakır ama bir çoban onu bulur ve yetiştirir.Bu çocuk,ileride gerçekten Troya’lıların başına birçok dertler açacak ve hatta yok oluşuna neden olacak olan,Atina’lı Helen’le büyük aşk yaşayan ünlü Paris’tir.

 

Hepimizin günlük yaşamımızda,Troya kraliçesi Hakabe’nin sonradan Troya’nın yok oluşuna neden olacak büyük toplumsal olayları işaret eden rüyalar gibi olmasa da,benzer rüyalar görürüz.Aradan geçen 3200 yıla karşın birçok şey değişmemiş,bizim ve tanıdığımız kişilerin gelecekte olan bir olayı çok önceden rüyalarında görmelerini artık kanıksamışızdır.

 

Kaynak:Bilim ve Ütopya Araştırma.

Rüyalar,Uyku ve Bağlılık-Troya’lı Hakabe’nin Gerçekleşen Rüyası
5 (100%) 1 vote
1

Bir cevap yazın